Minimalizm Neden Bu Kadar Değerli Oldu?
Son yıllarda herkesin dilinde aynı kelime dolaşıyor: minimalizm . Az eşya, sade yaşam, daha ferah bir zihin… Hatta o meşhur “Bu sana ne hissettiriyor?” sorusunu bile duymayan kalmadı. Peki ne oldu da hepimiz bir anda hayatımızdaki fazlalıkları atmaya, dolapları boşaltmaya, telefon ekranlarımızı bile sadeleştirmeye başladık? Aslında cevap çok basit: Dolduk. Hem zihnen hem ev olarak hem de ruh olarak… Modern hayatın hızlı temposu, üzerimize yığdığımız sorumluluklar, bitmeyen bildirimler, “al, daha çok al” diyen tüketim kültürü derken, bir noktada herkes aynı yerde buldu kendini: “Beni bu kadar yoran neydi?” Minimalizm işte tam o anda devreye girdi. Çünkü bize “Her şeyden daha fazlasına sahip olma” fikrinin aslında mutluluk getirmediğini hatırlattı. Büyük evler, dolu dolaplar, bitmeyen alışverişler… Hepsi bir süre sonra sadece fazlalık olmaya başladı. 1. Sadelik artık lüks gibi hissettiriyor Eskiden lüks, çok şeye sahip olmaktı. Şimdi ise boş bir oda, sade bir mas...